14 Temmuz 2009 Salı

Fatih Ormanı derken...


Pazar sabahı erkenden çıkıp, bir önceki gün programını yaptığımız "Fatih Ormanı'na gidelim. Hatta içinde güzel bi mekân varmış, orada da kahvaltımızı yapalım" diye yola vurduk kendimizi ama Fatih Ormanı'na giriş yapmaya çalıştığımız iki noktada da içeride öyle bir mekânın olmadığı söylendi. E, bizde piknik setapı yapmadığımız için kös kös Santral İstanbul'un yolunu tuttuk. Tamirane'de kahvaltı, ardından klasik havuza minik taşlar atmaca ve ardından çimlerde yalınayak koşturmaca. Öğlen sıcağı tepemizdeyken "Hadi eve dönelim" dediğimiz anda, AliG çimenlerde annesini peşinden koştururken, Özlen "hooop!" diye kıçının üzerine oturdu. Meğer su birintisi olan bi yere basmasın diye Ali efendinin peşinden koştururken, ayağı kayıp, düşmüş. Yanlarına vardığımda sinirinden ağlıyordu :) Anneyi ve AliG'yi çamurlu kıyafetleriyle toparlayıp, ışık hızıyla eve attım tabii. Aslında Santral'de Adidas'ın Streetball Turnuvası vardı ama o sıcakta da izlenecek gibi değildi.

9 Temmuz 2009 Perşembe

Beautiful Boy


John Lennon'un Beautiful Boy parçasını ilk kez yıllar önce Imagine filmini izlerken duymuş ve bayılmıştım. Keşke ben de oğluma böyle bir şarkı yazabilsem...

Kes tıraşı...



Geçen yıl AliG'nin saçlarını keseyim derken biraz abartıp dazlak yapmıştı oğlumu (alttaki fotoğraf) ve bu durum evde bir aile faciasını da beraberinde getirmişti. AliG'yi babası gibi kel gören annemiz neredeyse evi terkediyordu. Gerçi bizim hırt 2008 yazını keltoş haliyle mutlu mesut geçirdi, lüle saçları yeniden uzadı ama annemiz 2009'da kontrolü ele aldı haliyle. Evet, AliG'nin ilk kuaför deneyimi dün yaşandı. Annesinin söylediğine göre saç kesimi boyunca sakin sakin oturmuş bizimki. Böyle de acayip bi çocuk işte. Evde burnumuzdan getirir, dışarıda "Ay bu çocuk ne kadar uslu!" tepkileriyle puanları toplar. Oğluşumun lüleleri gitmiş ama bu sıcak havalarda daha fazlasına da gerek yok, di'mi ya!?

8 Temmuz 2009 Çarşamba

Geleceğin Rocker'ı...


"AliG'yi Rock'n'Coke'a götürsem mi acaba?" diye düşünürken, Ohdeedoh tayfası "Küçük olabilirler, müzik onlara fazla gürültülü gelebilir ama konser posteri ile başlangıç yapsınlar" diye düşünmüş. Kesinlikle katılıyorum. Hepsini alıp, AliG'nin odasına duvar kağıdı mı yapsam!? Poster fiyatları 20-45 $ arasında. Hmmm, biraz tuzluya patlar sanırım.

5 Temmuz 2009 Pazar

Sedef Adası + Büyükada






Harika bir Cumartesi öğlen vakti Kabataş'tan tekneye atlayıp, önce Sedef Adası'na, oradan sevgili arkadaşımız İlker'in Büyükada'daki güzel evine misafir olduk. Port Sedef'te yemek, büyükada açıklarında deniz ve İlker'in evinde jakuzzi keyfinden sonra "Büyükada'da ne yesek?" diye düşünürken, annemizin elinde gördüğümüz siyah bir benek ve ardından koparılan "Kene bu!?!" fırtınasından sonra yine tekneye atlayıp, tapagaz İstanbul'a döndük. İstanbul'da doktorun "Bunun altı bacağı yok, kene değil" mesajıyla herkes rahatladı ama akşam akşam biraz keyfimiz kaçtı tabii. Neyse, hafta sonu adaya gidelim ama Cumartesi gününü tercih edelim, Pazar'ı değil. Bu güzel gün için Aslı, Kerim, AliYorgo, İpek, Özer, İlker, Karen, Betty ve Boo'ya teşekkürler. AliG çok ama çoook eğlendi.

29 Haziran 2009 Pazartesi

Vimeo


Bugünlerde AliG ile en büyük eğlencemiz Vimeo'da yayımlanan harika Stop Motion ve 3D animasyon filmlerini izlemek. Vimeo, Youtube gibi video paylaşım sitesi ama arayüz ve içerik olarak çok daha özgün filmleri barındıyor. Örneğin bu aralar en çok izlediğimiz filmler AliG'nin tabiriyle Dede ve Uçurtma filmleri. Eğer Vimeo'ya kayıt yaptırıp, üye olursanız günlük olarak yeni eklenen videolardan da haberdar olabilirsiniz. Kesinlikle tavsiye edilir.

Neylan'la Tayga evlendi




Cumartesi öğlen AliG ile Neylan ve Tayga'nın nikâh törenine gittik. Esma Sultan'daki tören öncesi bizimki bitmeyen enerjisi ile her tarafa koşturdu. Öncelikle Boğaz Köprüsü'ne bakıp, ardından sıcaktan bunalıp, tören mekânına girdik. AliG 3 saniye içinde burada da sıkılınca tekrar bahçeye döndük. Limonataların tadına baktık. Ardından nikâh için tekrar içeri girdik. Bizimki burada da eylemlerini sürdürdü tabii. Nikâh öncesi töreni idare eden solaryum tenli belediye başkanımız Mustafa Sarıgül Tayga'nın Soysaltürk olan soyadını üstüste 2 kez Sosyaltürk olarak yanlış söylemeyi becerdi :) Nikâh sonrası gelinimizin başkandan isteği de ilginçti tabii. "Halaskargazi Caddesi'nin orta refüjü ağaçlandırılsın" :) Tören sonrası nikâh şekeri olarak verilen Macaron'ları da evde büyük bir iştahla yedi küçük bey. AliG ile birlikte Neylan ve Tayga'ya bir ömür boyu mutluluklar diliyoruz.