15 Temmuz 2009 Çarşamba

Masalcı Behiç Ak



Geçenlerde ikindi vakti şirketten çıkıp "biraz nefes alayım" derken, uzun zamandır ziyaret etmediğim Can Yayınları'nın Galatasaray'daki dükkânına uğradım. Zamanında idefix'den küçük yeğenim için bi dolu Pıtırcık kitabı almıştım Can Yayınları'ndan çıkan. "Okul öncesi kitabınız var mı?" diye sorunca beni üst kata yönlendirdiler. Bir de baktım ki yaklaşık 30 kitap ortaya yayılmış beni bekliyor. Ben de AliG'nin yaşına uygun 22 kitabı bir çırpıda aldım tabii :) Kitapların arasında özellikle eskiden beri çok sevdiğim bir karikatürist olan Behiç Ak'ın hem yazıp, hem de resimlediği 6 kitabı var. Hepsini gözüm kapalı tavsiye ederim. Ayrıca Behiç Ak'ın Günışığı Kitaplığı'ndan çıkmış 4 kitabı daha varmış. Onları da AliG'nin kütüphanesine eklemek için sabırsızlanıyorum. Bu arada CanÇocuk çok yakında yayındaymış, haberiniz ola!

14 Temmuz 2009 Salı

Aşşşk Café



Pazar günleri tüm İstanbul kendini mesire yerlerine ya da denize atarken biz evde takılmayı tercih ediyoruz. Saat 17:00 olup, hava da serinlemeye başladığında AliG ile birlikte Nişantaşı turumuza başlıyoruz. Artık puseti bıraktık. AliG, anne ve ben yürüyerek Reasürans Pasajı'na gidip, Aşşşk Café'de bi'şiler yiyip-içerken bizimki de ortalıkta takılıyor. Bazen yaşıtı çocuklar olunca sosyalleşiyor da haliyle. Gerçi O'nun sosyalleşmesi için yaşıtlarına ihtiyacı yok. Herkesle bodoslama muhabbete girip, artık o an aklında ne varsa anlatıp duruyor. Aşşk Café sonrası durağımız Teşvikiye Camii bahçesi. Genelde yanımıza top almadığımız için burada top oynayan abilere sarıyoruz hemen. Camii bahçesinde biraz ter attıktan sonra, hooop Tunaman'daki parka dalıyoruz. Pazar günleri genelde sakin oluyor ve AliG ile birlikte uzuuun salıncak eğlencemiz başlıyor. Tam parkın üzerinden geçerek Atatürk Havalimanı'na doğru inişe geçen uçakları da "spot" ettikten sonra, Backhaus Nişantaşı'na uğrayıp, pastane bölümünde çalışan ablalarımızdan günlük kurabiye haracımızı da aldıktan sonra, D&R'ye uğrayıp, dergi ve diğer ıvır-zıvırlara şöyle bir göz attıktan sonra tekrar yürüyerek eve dönüyoruz.

Fatih Ormanı derken...


Pazar sabahı erkenden çıkıp, bir önceki gün programını yaptığımız "Fatih Ormanı'na gidelim. Hatta içinde güzel bi mekân varmış, orada da kahvaltımızı yapalım" diye yola vurduk kendimizi ama Fatih Ormanı'na giriş yapmaya çalıştığımız iki noktada da içeride öyle bir mekânın olmadığı söylendi. E, bizde piknik setapı yapmadığımız için kös kös Santral İstanbul'un yolunu tuttuk. Tamirane'de kahvaltı, ardından klasik havuza minik taşlar atmaca ve ardından çimlerde yalınayak koşturmaca. Öğlen sıcağı tepemizdeyken "Hadi eve dönelim" dediğimiz anda, AliG çimenlerde annesini peşinden koştururken, Özlen "hooop!" diye kıçının üzerine oturdu. Meğer su birintisi olan bi yere basmasın diye Ali efendinin peşinden koştururken, ayağı kayıp, düşmüş. Yanlarına vardığımda sinirinden ağlıyordu :) Anneyi ve AliG'yi çamurlu kıyafetleriyle toparlayıp, ışık hızıyla eve attım tabii. Aslında Santral'de Adidas'ın Streetball Turnuvası vardı ama o sıcakta da izlenecek gibi değildi.

9 Temmuz 2009 Perşembe

Beautiful Boy


John Lennon'un Beautiful Boy parçasını ilk kez yıllar önce Imagine filmini izlerken duymuş ve bayılmıştım. Keşke ben de oğluma böyle bir şarkı yazabilsem...

Kes tıraşı...



Geçen yıl AliG'nin saçlarını keseyim derken biraz abartıp dazlak yapmıştı oğlumu (alttaki fotoğraf) ve bu durum evde bir aile faciasını da beraberinde getirmişti. AliG'yi babası gibi kel gören annemiz neredeyse evi terkediyordu. Gerçi bizim hırt 2008 yazını keltoş haliyle mutlu mesut geçirdi, lüle saçları yeniden uzadı ama annemiz 2009'da kontrolü ele aldı haliyle. Evet, AliG'nin ilk kuaför deneyimi dün yaşandı. Annesinin söylediğine göre saç kesimi boyunca sakin sakin oturmuş bizimki. Böyle de acayip bi çocuk işte. Evde burnumuzdan getirir, dışarıda "Ay bu çocuk ne kadar uslu!" tepkileriyle puanları toplar. Oğluşumun lüleleri gitmiş ama bu sıcak havalarda daha fazlasına da gerek yok, di'mi ya!?

8 Temmuz 2009 Çarşamba

Geleceğin Rocker'ı...


"AliG'yi Rock'n'Coke'a götürsem mi acaba?" diye düşünürken, Ohdeedoh tayfası "Küçük olabilirler, müzik onlara fazla gürültülü gelebilir ama konser posteri ile başlangıç yapsınlar" diye düşünmüş. Kesinlikle katılıyorum. Hepsini alıp, AliG'nin odasına duvar kağıdı mı yapsam!? Poster fiyatları 20-45 $ arasında. Hmmm, biraz tuzluya patlar sanırım.

5 Temmuz 2009 Pazar

Sedef Adası + Büyükada






Harika bir Cumartesi öğlen vakti Kabataş'tan tekneye atlayıp, önce Sedef Adası'na, oradan sevgili arkadaşımız İlker'in Büyükada'daki güzel evine misafir olduk. Port Sedef'te yemek, büyükada açıklarında deniz ve İlker'in evinde jakuzzi keyfinden sonra "Büyükada'da ne yesek?" diye düşünürken, annemizin elinde gördüğümüz siyah bir benek ve ardından koparılan "Kene bu!?!" fırtınasından sonra yine tekneye atlayıp, tapagaz İstanbul'a döndük. İstanbul'da doktorun "Bunun altı bacağı yok, kene değil" mesajıyla herkes rahatladı ama akşam akşam biraz keyfimiz kaçtı tabii. Neyse, hafta sonu adaya gidelim ama Cumartesi gününü tercih edelim, Pazar'ı değil. Bu güzel gün için Aslı, Kerim, AliYorgo, İpek, Özer, İlker, Karen, Betty ve Boo'ya teşekkürler. AliG çok ama çoook eğlendi.