7 Haziran 2009 Pazar

Galata Moda Haftası




İstanbul bugün kavruluyordu sanırım. Otoyoldan eve dönerken bilgi panosunda sıcaklık 31°C olarak görünüyordu. Saat 16:00'ya kadar evde pinekleyip, daha sonra Moda Tasarımcıları Derneği'nin organize ettiği Galata Moda etkinliklerine katılalım, dedik. Malumunuz, bu etkinlik daha önce yine Kuledibi ve Akaretler'de yapılmıştı. Galata Kulesi önündeki alana kurulmuş standlarda genç modacıların ürünleri teşhir edilip, satılıyor. AliG ve benim modayla ilgimiz olmadığı için küçük bir Kuledibi Turu yaptık. Daha doğrusu o güzergâhı seçti, ben de eşlik ettim. Yokuş inerken keyfi yerindeydi ama çıkarken "Yoruldum Baba" deyip, yine omuzlarıma çöreklendi hergele!

Saturday Night Fever


Cumartesi gününün tümünü AliG ile birlikte geçirdik. Gündüz hava çok sıcak olduğu için evden dışarı çıkmadık. Arada papaz olsak da gün boyunca eğlendik sayılır. Akşama da Fedige bizi evine davet edince Tekirdağ köftelerimiz ve rakımızla onlara gittik. Nispeten serin bir İstanbul akşamında Fedige ve Serdar'la güzel bir akşam yemeği yedik. Ekte AliG annesinin elindeki rakı kadehine saldırırken görülüyor. Galiba dedesi gibi akşamcı olacak bu hırt!

2 Haziran 2009 Salı

Pimp My Ride


AliG'yi bu yaşta kafesçi (Cager) yapmak gibi bir niyetim yok ama BMW Baby Racer II de yıkılıyo be abicim. Yumuşak lastikleri ile sessiz bir sürüş sağlayan bu minik convertible, küçük engellerin üzerinden de geçebiliyormuş. Üstüne TÜV onaylı, ha bi de BeeMWe tabii :)

Earlyrider


Tam AliG'ye Kinderbike Denge Bisikleti'ni almışken Earlyrider'ı gördüm web'de. Chopper stili, kalın arka tekerleği ve düşük selesiyle "Born to be wild" bebeler için yapılmış adeta :) Tamam Özlen, almiicam, söz veriyorum :(

Fleet Foxes


AliG'nin playlisti çok zengin değil aslına bakarsanız, sürekli aynı şeyleri dinlemeye/izlemeye bayılıyor. Uzun süre Bedük'ün Automatik'ine sardıktan sonra, geçenlerde Fleet Foxes'in White Winter Hymnal'ine sardı. Gerçi O'na göre parçanın adı "Advoya". Bakalım sırada ne var!

Playsam


Ahşap malzeme, boya, parlak vernik v yaratıcılık nelere kâdir! Şimdi bunlardan birine 50 EUR verip, AliG'nin eline tutuştursam, önce biraz oynar, sonra kafamıza sallar eminim. Diyeceğim odur ki "Terrible Two döneminde yükte ve pahada ağır oyuncakları uzak tutun bu zibidilerden!"

Kısa Antalya Macerası


Geçen hafta (23-31 Mayıs) kuzenimle birlikte Likya Yolu'nun bir kısmını yürüdük. (Detaylar için: Baglasandurmaz) Ben yokken "AliG'nin annesi de kafasını dinlesin" diye anneannesiyle birlikte Antalya'ya, babaannesinin yanına yolcu ettik. Küçük beyimiz ilk günden sonra arıza yaptığı için hatun gecenin bi yarısı uçakla Antalya'ya gidip, bizimkini teskin etmek zorunda kalmış. Ertesi gün de İstanbul'a dönmüşler. Bu arada ben dağları yürüyerek aşarken Özlen'in gönderdiği e-posta her şeyi anlatıyor: "Hırt evlat, denize girip (Tabii beline kadar) taşları attıktan sonra oradan zorla söküp eve getirdik. Bu sökme sırasında bi kafa yedim, bi de ısırıldım her zamanki gibi. Plajdaki abi bile "Kapa çeneni' sözüyle nasibini aldi. Bıcı bıcı ve süt sonrasında da sızdı. Uyurken ne tatlı halbuki." Şu aralar gerçekten bi "Terrible Two" sendromu yaşıyoruz ya hayırlısı... (Eklemeden geçemeyeceğim: Terrific Two!)