13 Eylül 2009 Pazar

Hava Kuvvetleri Müzesi





Geçen hafta malum, annemiz yurt dışında olduğu için AliG ile 4 günü birlikte geçirdik. Geçen Cumartesi de uzun zamandır ziyaret etmediğimiz Hava Kuvvetleri Müzesi'ne bir kez daha uğradık. Ama bu sefer koleksiyona gıcır gıcır bir F-16 Fighting Falcon da eklemişler. Gidip görülesi bir yer. Her türden uçak ve helikopter devasa bir açık alanda sergileniyor. Kapalı hangarda da maketler, motorlar, kokpitler, üniformalar vs var. Hatta küçük bir hediyelik eşya mağazası da var ve içinde hava kuvvetlerimizin filo peçleri de satılıyor. Mutlaka gidin, görün!

3 Eylül 2009 Perşembe

Miniaturk





Annemiz iş için Paris'e gitti. Biz de O'nun yokluğunda işten izin alıp, AliG efendi ile takılıyoruz. Dün "N'apsak-N'etsek?" diye düşünürken Miniatürk'e gitmeye karar verdik. İyi ki de gitmişiz. Gerçi AliG sadece Atatürk Havalimanı maketi ve uçaklarla ilgilendi. Onun dışında sergilenen binaların tarihi ile ilgili sunum yapan ve barkod vasıtasıyla çalışan ses cihazlarıyla. Uzuuun bir park turundan sonra her zamanki gibi sallandık ve trambolinde zıpladık. Daha doğrusu zıplamayı öğrendik :)

30 Ağustos 2009 Pazar

Yenimahalle Parkı'nda Öğle Uykusu

Tüm hafta sonunu Sarıyer'de küçük bir evde geçirince beyimiz sıkıldı tabii. Biz de n'aptık? Her fırsatta Sarıyer'in tüm parklarına uğrayıp, dakikalarca sallandık. Pazar sabahı da erkenden kalktığı için öğlene doğru salıncakta uyuyakaldı balpeteğim.




Anneannede Kahvaltı


Dedemiz şu aralar çok hasta olduğu için Pazar günü tüm aile bir arada olsun istedi. Ev, Bayram günü gibi doldu-taştı. Tüm aile fertleri eve uğrayıp, dedemizin sağlığıyla ilgilendi. Bu arada Ali Bey n'aptı dersiniz? Misafirler için hazırlanmış ne kadar hamur işi varsa hepsini kahvaltıda şekersiz çayla birlikte afiyetle yedi.

Fedige'de Ramazan Mangalı


AliG ile tatilden döndüğümüzden beri birlikte çok az zaman geçirdik. Dedemiz hasta olduğu için annemiz hafta sonlarını anneannede geçiriyor. Baba ise geçen hafta sonu küçük bi kaçamak yapıp, motorla Behramkale taraflarına gazladı :) Bu Cumartesi yine Sarıyer'e, dedemizin yanına gidip, orada vakit geçirdik. Akşamında da Fedige'ye gidip, Serdar'ın yaptığı enfes et, pirzola ve köfteleri lüpledik. O kadar çok yemişiz ki yemekten sonra biraz yürüyüp, yediklerimizi eritmeye çalıştık. AliG yine bahçede Karamel'le uğraştığı için bi tırmık yedi. Gece ise yine yatağın enine doğru yatarak bizi hiç uyutmadı tabii.

13 Ağustos 2009 Perşembe

Baba, havusa girelim mi?


Eren Konukevi'nin en güzel yanı hemen önünde küçük de olsa bir havuzunun olmasıydı. Brüt betondan yapılmış olması nedeniyle suyu hep gri görünüyordu ama bu AliG ve benim için sorun olmadı :) (Kemâl Bey seneye seramik kaplatacakmış) Benim küçük güzel oğluşum, her sabah kalkar kalkmaz pencerenin önüne gidip "Baba, havusa girelim mi, havusta yüsmek istiyom beeen" deyince, akan sular duruyordu tabii. Son gün yoğun ısrarlarımız sonucu annemiz de girdi havuza :)

Küçük Çınar Abimiz



Eren Konukevi'nde kalırken AliG'nin en yakın arkadaşı ta Samsun Bafra'dan tatile gelen Çınar abisiydi. Çünkü AliG sabah kalvaltısından akşam yemeğine kadar her fırsatta Çınar'ın Transformers'ları ve arabalarıyla oynadı. (Biz akılsız bi anne-baba olduğumuz için yanımıza oyuncak almamıştık nedense) Pazar günü biz İstanbul'a dönerken Çınar ve ailesi de İzmir'e doğru yola koyuldular. Çınar, AliG ile vedalaşırken ona çok sevdiği sarı Honda S2000 arabasını hatıra olarak verdi. Bu arada 3 gün boyunca gece-gündüz AliG'nin tüm isteklerine boyun eğen küçük Çınar'ın sevgili ebeveynleri Özden ve Hüseyin Kahraman'a da kucak dolusu sevgiler...