24 Temmuz 2009 Cuma

Fotoğraf çekebilirim mi?





AliG bu aralar benim küçük fotoğraf makinesini görünce hemen "Fotoğraf çekebilirim mi?" diye izin alıp, deneysel karelere imza atıyor. Bir kaçını sizinle paylaşayım (Babaannenin meraklı bakışları vizörden kaçmamış bu arada:)

19 Temmuz 2009 Pazar

Eventgarden




AliG'nin babaannesi ve büyük kuzeni İstanbul'a geldi. Bakıcımız Aysel Hanım 1 hafta izinli olduğu için nöbetçilik görevi otomatikman babaanneye düşüyor tabii. Neyse... Genelde Pazar günü mobilize taklmayan Gürdal Ailesi, babaanne evde sıkılmasın diye annemizin önerdiği Bahçeköy'le Sarıyer arasında yer alan Event Garden adında bi yere gitti. Havalı ismi ve web sitesiyle üzerimizde olumlu bir etki bırakan yer, orada geçirilen zamanla yerini büyük bir hayal kırıklığına bıraktı. Kötü yemek, iyi niyetle ama kötü yapılan servis ve her yerden üzerinize doğru gelen mangal kokuları, bu Temmuz sıcağında hiç de iyi gelmedi. AliG eğlendi eğlenmesine ama sonrasında ödediğimiz acayip hesap, keyfimizi bayaa bi kaçırdı. O paraya İstanbul'un içinde nitelikli bir restoranda, "klimatize" bi ortamda hem daha iyi yemek yenir, hem de daha mutlu olunur. Genelde burada açtığımız başlıklardaki yorumlar hep olumlu olurdu ama ne yazık ki biz Event Garden'i kimseye tavsiye etmemeye karar verdik.

"Koç Müzesi'ne gidelim, trene binelim"





AliG için Rahmi Koç Müzesi'nde tur atmak, parkta salıncakta sallanmaktan çoook daha eğlenceli. Kendisini öğlen uyutamadığımız için, arıza yapmasın diye atladık-gittik yine. Bu sefer ana binada Rahmi Koç'un Nazenin adlı devasa yelkenliyle önceki yıl yaptığı Dünya Turu'nun sergisi vardı. Çok sevdiğimiz müzemizin sevgili kurucusu dünya turunda yine bir müzelik malzeme toplamış diyebiliriz. Uğradığı yerlerin t-shirtlerinden, otantik eşyalara ve hediyeliklere kadar her şey vardı. Tabii yol boyunca çekilmiş fotoğraflar, eskizler, karikatürler de cabası! Biz yine saat 13:00'te klasik tren turumuzu yaptık. Bu arada aynı saatte Liman 2 teknesiyle Haliç Turu da yapılıyor. Bir sonraki sefer saati 16:00 olduğu için tekne turunu önümüzdeki haftaya erteledik haliyle. Şu aralar açık alanlarda vakit geçirmek için hava çok sıcak ama müzenin kapalı mekânları yeterince serin.

18 Temmuz 2009 Cumartesi

Polina'nın leziz pastaları


Havuz sefası sonrası mideyi şenlendirmek gerek, di'mi ya! AliG de, acıkan bünyeyi ödüllendirmek için günü Polina'nın harika ev yapımı pastasından yiyerek sonlandırmış. Polonezköy'e giderseniz aklınızda bulunsun! Ne demiş Charles Eames: "Take your pleasure seriously!

Take your pleasure seriously!






AliG bugün annesi ve Sarven abisiyle birlikteydi. Sabahtan Polonezköy'deki Leonardo'nun havuzuna gidip, akşama kadar havuzda takıldılar. Daha doğrusu Ali Bey havuzdan çıkmamış, anne de Ali Efendi'ye bekçilik yapmaktan dinlenmeye pek fırsat bulamamış tabii :) Neyse, yarın nöbeti ben devralıyorum.

16 Temmuz 2009 Perşembe

The Rocking Horse


"Tam AliG'ye göreymiş" diyecem ama bizimki artık büyüdü bu tür şeyler için. Gerçi insan bunu görünce "Benim de bir garajım olsa, yaparım böyle bi'şi" diyor ama yalan tabii! Felix Götze'yi kutluyor, hayatımıza devam ediyoruz.

15 Temmuz 2009 Çarşamba

Ex Libris


AliG'nin kütüphanesi giderek büyümeye başladığından, o'nun kitapları için de bir "Ex Libris" ihtiyacı doğdu tabii. Bilmeyenler için "Ex Libris" kitabın sahibini belirleyen bir işaret, bir nevi kartvizit ya da sahiplik belgesi. Birkaç yıl önce Özlen'le Amsterdam'da turlarken Posthumus adında sadece kırtasiye ürünleri satan harika bir dükkâna girmiştik. Burada Ex Libris olarak kullanılabilecek türlü türlü hazır ahşap stampa'lar vardı. O zamanlar Özlen için aldığımız ama pek kullanmadığı bu "Karakoyun" damgasını AliG'ye Ex Libris olarak seçtik. Yani Karakoyun'lu bi masal kitabı görürseniz, bizim kütüphanemizden çıkmıştır. Haberiniz ola! Bu arada Posthumus internet üzerinden de satış yapıyor. Bilginize...