Polonezköy etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Polonezköy etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

6 Nisan 2010 Salı

Sıradaki durağımız Polonezköy



Pazar gününü Riva'da balık yiyerek noktalamak istediğimizden ve AliG de Şile'ye giderken yolda sızdığından, Polonezköy'e doğru devam etme kararı aldık. Şile'nin hemen çıkışında Sahilköy üzerinden gidilen Polonezköy sapağını kaçırınca Alemdağ'a kadar yine Şile otobanından gazlayıp, Cumhuriyet Köyü yönüne döndük. Bu yol da gayet uzun ve virajlıydı haliyle. Cumhuriyet Köyü'nden itibaren Polonezköy'e kadar tüm piknik alanları hıncahınç doluydu. Manzarayı gören tüm İstanbul mangal yapıyor sanır, o derece :) Karnımız henüz aç olmadığı için Polonezköy'deki Polina'ya uğradık ve pasta molası verdik. Bizimkiler Karpatka isimli pastadan koca bir dilim alıp, afiyetle yiyiyorlar. Ben nedense hâlâ açlık hissi duymuyorum :) Pasta sonrası Paskalya yumurtamızı da kapıp, mekândan ayrıldık. Daha sonra arabayla yolun sonundaki Country Club'a gidelim dedik ama oraya varır-varmaz pişman olduk çünkü otopark alanı bile hıncahınç doluydu! Bu kadar Polonezköy yeter, istikamet Riva!!!

30 Temmuz 2009 Perşembe

Yine mi Polina demeyin!


Annemiz o meşhur pastaların fotoğrafını çekememişti ya geçen hafta. Bu hafta fotoğrafını da koyalım dedik! (Diğer pastaların fotoğrafını koymayı niye akıl edemedim acaba!?)

Çocuk havuzunda 4 saat


Malum, geçen Cumartesi "Acayip sıcak olacak, evden ya da sudan çıkmayın!" gazlarına istinaden kendimizi yine Polonezköy'deki Leonardo'nun havuzuna attık. Abartmıyorum, yaklaşık 4 saat boyunca AliG ile birlikte çocuk havuzunda takıldım. Önceleri kenarda ve gölgede oturmayı tercih ederken, güneşin yükseldiğini görünce kendimi havuza attım. AliG ve bir avuç çocuğun çılgın eğlencesine (üzerine kovayla su boşaltma, kafayı suya batırma, su püskürtme vs) ben de dahil oldum anlayacağınız. Bu arada Leonardo'nun çocuk havuzu iyi gerçekten. Arada büyük boy havuza da takıldık ama yalandan :)


18 Temmuz 2009 Cumartesi

Polina'nın leziz pastaları


Havuz sefası sonrası mideyi şenlendirmek gerek, di'mi ya! AliG de, acıkan bünyeyi ödüllendirmek için günü Polina'nın harika ev yapımı pastasından yiyerek sonlandırmış. Polonezköy'e giderseniz aklınızda bulunsun! Ne demiş Charles Eames: "Take your pleasure seriously!

Take your pleasure seriously!






AliG bugün annesi ve Sarven abisiyle birlikteydi. Sabahtan Polonezköy'deki Leonardo'nun havuzuna gidip, akşama kadar havuzda takıldılar. Daha doğrusu Ali Bey havuzdan çıkmamış, anne de Ali Efendi'ye bekçilik yapmaktan dinlenmeye pek fırsat bulamamış tabii :) Neyse, yarın nöbeti ben devralıyorum.

15 Haziran 2009 Pazartesi

Şirket Pikniği



Cumartesi annemizin çalıştığı şirketin pikniği olduğu için baba bütün gün kebap yaptı. Hıh, siz öyle sanın! O gün evde banyonun aydınlatma armatürü değiştirildi (çarpılmadan), sağda solda ayak altında dolanan kablolar toparlandı (Özlen akşam görünce ağlayacaktı neredeyse, o kadar duygusal bir andı yani), anneye geçen yıl alınan çerçeveli minik taş baskı duvara asıldı (Eveeeet). Daha birkaç bi'şi daha yapıldı ama unuttum. Yani baba cumartesi günü evde sürünürken, AliG efendi piknikte dolmaları, börekleri, kekleri götürüp, salıncaklarda sallandı. Yarasın tosunuma, ne diim!

19 Mayıs 2009 Salı

Polonezköy'de bi hafta sonu


Geçen Pazar bol çocuklu kalabalık bir grup olarak Polonezköy'deki Ludwik Pansiyon ve Restoran'a gittik. Geniş bir araziye yayılmış piknik masalarından istediğinizi seçiyor, sonra da kahvaltı veya mangal olayına giriyorsunuz. Kahvaltıyı pek tavsiye etmem ama istediğiniz eti seçip, önceden yakılmış bir mangalda piknikçilik oynamak fena değil. (Gerçi pişirmek yerine yemeyi tercih ederim) Neyse, mekân çim zeminli ancak meyilli bir arazi yapısına sahip. Bi de çocuklar için kondurdukları dandik bir kaydırak var. Her yerinden çivi ve vida uçları çıkan, doğru dürüst korkuluğu bile olmayan bi'şi. Nedense şu memlekette anlamadığım şey, para kazandığı halde, mekânına doğru dürüst yatırım yapmayan, geliştirmeyen yerlerdir. Ludwik'e geçen yıl da gitmiştik ama değişen hiç bi'şi yok. Zaten bi daha da gitmem. Diyeceğim odur ki, Polonezköy gibi sayfiye yerlerine gidecekseniz, yiyeceğiniz yemeği düşünmek yerine, çocuğunuzun güvenliğini düşünün. Adam gibi rekreasyon tesisi varsa ne âlâ. Olmaması bile avantajdır aslında. En azından sakat bir oyuncak üzerinde kendine zarar vermesini engellemiş olursunuz. Havalar ısındığı için geniş siperlikli şapka, UV filtreli gözlük, rahat bi sandalet ve güneş kremi şart. Durup dururken çocuğun başına güneş geçirmeyin :)